Kereviz sapı kemikler için çok yararlıdır.

2015-01-21 22:07:00
Kereviz sapı kemikler için çok yararlıdır. |  görsel 1

Kereviz sapı kemikler için çok yararlıdır. Devamı

Üçüncü Göz Epifiz Bezi mi?

2015-01-21 22:02:00

Beyin Epifizi Bildiğiniz üzere beyin epifizi 7. çakranın salgı bezi olarak adlandırılıyor. Her şeyden önce beyin epifizi bir salgı bezi ve bir kaç hormon salgılıyor ama en önemlisi melatonin, yani büyüme hormonu. Beyin epifizinin 3. göz olduğu iddia edilmekte. Dokusal olarak göz yapısına benzemekte (kornea, retina). Tabii bir farkı var. Gözlerimiz ışığa duyarlıyken, yani organın fonksiyonları ışık girdiğinde devreye girerken, pineal gland ışık kesildiğinde işlevselliğine başlıyor. Hz. İsa’nın bir sözü var : “Karanlıkta oturanlar gerçek (büyük) ışığı görürler” diye. Bu yine beyin epifizine yani pineal glande atfediliyor. Fakat bu organcık yaşlandıkça , özellikle günümüz modern dünyasında kireçleniyor ve işlevini yitirmeye başlıyor. Bunun en büyük sorumlusu olan kimyasal maddelerden biri de florür ve tabii ki sularımızdaki kireç. Ama bir numara florür ya da florüd. Bunun da insanın farkındalığını artırmasını tökezletmek için bilinçli olarak koyulan engellerden biri olduğu düşünülüyor. Bu konuyu araştırmaya çalışırken denk geldiğim diger bana ilginç konulardan birisi Fransız düşünür, yazar Voltaire’in de beyin epifizine kafayı takmış olması, hatta bu organcığın sırrını çözmek için bir çok otopsi yapması. Bu bezden 3 adet hormon salgılanıyor: melatonin, pinolin ve dimetiltriptamin (DMT). En önemlisi olan melatonin’e geçmeden önce dimetiltriptamin’e bakalım. dimetiltriptamin çok ilginç bir hormon. Şamanlarda ayahuasca denilen bir iksirin yapımında kullanılıyor. Hormonu ise bitkilerden elde ediyorlar. Elde ettikleri bitkiler ise şunlar: phalaris arundinacea (yem kanyaşı), psychotria viridis, phalaris spp. (kuş otu), ... Devamı

#Su için...

2015-01-21 21:56:00
#Su için... |  görsel 1

#Su için... Devamı

#Makrokozmik #Zihin (#Evrensel Zihin)

2015-01-21 21:54:00

#Makrokozmik #Zihin (#Evrensel Zihin)  “Eğer bir şeyin yanıtını arıyorsanız, sadece konsantre olun. Bir saniye içinde yanıtı bulacaksınız. Bu, Evrensel zihnin yasasıdır.  Evrensel zihin, sizi beslemek için hep oradadır.  Tam içinizde, çok zayıf, basit, kırıcı olmayan, kesinlikle anlaşılabilir, küçük bir ses vardır. Konuşur, ama yüksek sesle değil, çok yumuşak bir sesle konuşur” –Yogi Bhajan  Bilim adamları yüzyıllardır insan beyni üzerinde çalışmaktadırlar onlar beynin anatomisini çok iyi biliyorlar. Fakat beynimizde düşüncelerin geldiği yerin neresi olduğunu bulmakta başarısız oldular.  Muhtemelen hiçbir zamanda başarılı olmayacaklar; çünkü düşünceler beynimiz sayesinde gelmektedir, fakat beynimizde üretilmezler. Öyleyse gerçekten nereden geliyor bu düşünceler ? Onlar her şeyin tezahür ettiği saf birleşik zihin alanından gelmektedir.  Bazı insanlar bu alana "evrensel zihin" veya "kozmik zihin" derler bazıları da "Tanrı "veya "kaynak" enerji der .  Temel olarak hepsi aynı şeydir. bu düşüncelerin kaynağı olan benim ve sizin kaynağınız olan ve bu dünyadaki herşeyin kaynağı olan birleşmiş alandır. Biz hepimiz bu alanın uzantılarıyız ve hepimiz bu alanla biriz. Doğadaki tüm olaylar “ Evrensel Zihin” olarak adlandıracağımız bir alan içinde ortaya çıkarlar. Yani bütün formların kendisinden çıktığı ilk cevher, ilk töz her şeyin başlangıcı ve sonudur. Evrensel Zihin ile iletişimin Nobel ödüllü Dr Luc Montagnier tarafından yapılan deneyle "teta frekansları" ile olduğu da ispatlandı. Bu Üst bilince sonsuz zihin de denmektedir Üst bilincin ya... Devamı

2015-01-21 21:54:00

#Makrokozmik #Zihin (#Evrensel Zihin)  “Eğer bir şeyin yanıtını arıyorsanız, sadece konsantre olun. Bir saniye içinde yanıtı bulacaksınız. Bu, Evrensel zihnin yasasıdır.  Evrensel zihin, sizi beslemek için hep oradadır.  Tam içinizde, çok zayıf, basit, kırıcı olmayan, kesinlikle anlaşılabilir, küçük bir ses vardır. Konuşur, ama yüksek sesle değil, çok yumuşak bir sesle konuşur” –Yogi Bhajan  Bilim adamları yüzyıllardır insan beyni üzerinde çalışmaktadırlar onlar beynin anatomisini çok iyi biliyorlar. Fakat beynimizde düşüncelerin geldiği yerin neresi olduğunu bulmakta başarısız oldular.  Muhtemelen hiçbir zamanda başarılı olmayacaklar; çünkü düşünceler beynimiz sayesinde gelmektedir, fakat beynimizde üretilmezler. Öyleyse gerçekten nereden geliyor bu düşünceler ? Onlar her şeyin tezahür ettiği saf birleşik zihin alanından gelmektedir.  Bazı insanlar bu alana "evrensel zihin" veya "kozmik zihin" derler bazıları da "Tanrı "veya "kaynak" enerji der .  Temel olarak hepsi aynı şeydir. bu düşüncelerin kaynağı olan benim ve sizin kaynağınız olan ve bu dünyadaki herşeyin kaynağı olan birleşmiş alandır. Biz hepimiz bu alanın uzantılarıyız ve hepimiz bu alanla biriz. Doğadaki tüm olaylar “ Evrensel Zihin” olarak adlandıracağımız bir alan içinde ortaya çıkarlar. Yani bütün formların kendisinden çıktığı ilk cevher, ilk töz her şeyin başlangıcı ve sonudur. Evrensel Zihin ile iletişimin Nobel ödüllü Dr Luc Montagnier tarafından yapılan deneyle "teta frekansları" ile olduğu da ispatlandı. Bu Üst bilince sonsuz zihin de denmektedir Üst bilincin ya... Devamı

HUDA VERDİ ŞİFA

2015-01-21 01:12:00

HUDA VERDİ ŞİFA   Aşkın şifasını bulacağımız çalışmamızı Esma Ül Hüsna’larla yapacağız. Toplu  yapılan Esma çalışmalarında enerji daha yüksek olacağı için daha etkili olacaktır.   Önce geçmişimize, geleceğimize, her oluşumuza şükredeceğiz. Geçmiş ilişkilerimizi, bilinçaltı kayıtlarımızı şifalandırıp affedemediklerimizden özgürleşmeye niyet edeceğiz. Kalbimizi, zihnimizi, geçmişin negatif enerjisini arındıracağız.   Aşıkların kavuşması, hayırlı bir evlilik yapmak, hayırlı evlat sahibi olmak/evlatlarımızın hayırlı olması için, bolluk bereket için şifalanacağız.   Niyetlerimizin hayırlı olmasına niyetleneceğiz.   Ailemizdeki sevgi bağının devamlılığı, yaşamınıza güzellikleri çekmek, sevdiklerinizden hayırlı haberler almak için çalışacağız.   İlişkilerimizi şifalandıracağız ve ilişkinin devamlılığı için çalışacağız. Eş/sevgili ile aramızdaki geçimsizlik ve anlaşmazlıklarınyerini sevgi ve muhabbetin alması için, mutluluğumuzun sürmesi için çalışacağız.   Yeni adımlar atabilmemiz için şifalanacağız.   Karşı cinsle ilişkilerimizi yöneten sakral çakramızı şifalandıracağız.   Yaşamınıza daha fazla aşk ve sevgi çekmemiz, kendimize ve yaratılmış olan her şeye sevgi bilinciyle bakmanız için şifalanacağız.   Çalışmaya rahat kıyafetlerle gelirseniz daha iyi olur. Çalışmamız 24 Ocak Cumartesi günü saat: 11.30 ve öğleden sonra katılmak isteyenler için 15.00 da yapılacaktır. Çalışmamızı Yaşam Akademisi (Academy of Spiritual Life )ile birlikte yürüteceğiz.   Etkinlik Rehberi: Esra Eray   Etkinlik Ücreti: 12TL (Rehberlik eden kişin... Devamı

Aşk Mı Bağımlılık Mı?

2015-01-21 00:58:00

  Aşık mısınız, yoksa bağımlısı mısınız? Biri sevdiğinizde, biriyle birlikte yaşamaya başladığınızda ya gerçekten aşık olmuşsunuz ve seviyorsunuzdur ya da  belki farkında bile değilsiniz, karşınızdakini bağımlısı olmuşsunuzdur. Bağlılık ile bağımlılığı da karıştırmamak gerekir. Önce bunun ayrımını koyalım. Bağlılık; sınırsız seçenekler varken sadece birini veya bir şeyi kalbine almaktır. Bağımlılık; seçeneksizlik haline mecbur olduğunu hissetmektir. Aşk ve sevgi varsa elbette bağlılık da beraberinde gelir. Bağımlılık ise içinde kaybetme korkusunu gizler. Düzenin bozulması, konforun sona ermesi, belik yalnız yaşayama, yalnız kalma korkusu, maddi güvence, elinin altında biri olması isteği, kendine güvenmeme, hayattan korkma vb. bunlar bağımlılığın altında yatan gizli nedenlerdir ve daha pek çok neden olabilir. Ne yazık ki pek çok kişi gizli nedenleri görmezden gelip ya da bilinçaltına atıp  “seviyorum”  dedikleri kişinin bağımlısı olduğunun farkında olmuyor.  İlişkinin yürümediğini, pek çok aksaklıklar olduğunu gördükleri halde yürütmek için kendilerinden ödün veriyor, tutamayacakları vaatlerde bulunuyorlar. Daha ileri gidip intiharı düşünenler de oluyor. Halbuki bağımlılık duyulmadan yaşanan gerçek sevgi tarafların kendilerinden ödün vermelerini değil, her iki tarafında kendisi olmasını ve birlerini kendileri olarak kabullenmelerini gerektirir. İlişkinizde kendiniz olamıyorsanız ve partnerinizin kendisi olmasına rıza gösteremiyorsanız içinize dönüp düşünün. Gerçekten seviyor musunuz yoksa ilişkiniz bağımlılıklar üzerine mi kurulu? Bağımlılığı sadece aşk ilişkisinde değil etkileşimde bulunduğunuz herkesle yaşayabilirsiniz.  Kişi kendini değersiz görüyorsa neredeyse t&uum... Devamı

Aşk Mı Bağımlılık Mı?

2015-01-21 00:57:00

  Aşık mısınız, yoksa bağımlısı mısınız? Biri sevdiğinizde, biriyle birlikte yaşamaya başladığınızda ya gerçekten aşık olmuşsunuz ve seviyorsunuzdur ya da  belki farkında bile değilsiniz, karşınızdakini bağımlısı olmuşsunuzdur. Bağlılık ile bağımlılığı da karıştırmamak gerekir. Önce bunun ayrımını koyalım. Bağlılık; sınırsız seçenekler varken sadece birini veya bir şeyi kalbine almaktır. Bağımlılık; seçeneksizlik haline mecbur olduğunu hissetmektir. Aşk ve sevgi varsa elbette bağlılık da beraberinde gelir. Bağımlılık ise içinde kaybetme korkusunu gizler. Düzenin bozulması, konforun sona ermesi, belik yalnız yaşayama, yalnız kalma korkusu, maddi güvence, elinin altında biri olması isteği, kendine güvenmeme, hayattan korkma vb. bunlar bağımlılığın altında yatan gizli nedenlerdir ve daha pek çok neden olabilir. Ne yazık ki pek çok kişi gizli nedenleri görmezden gelip ya da bilinçaltına atıp  “seviyorum”  dedikleri kişinin bağımlısı olduğunun farkında olmuyor.  İlişkinin yürümediğini, pek çok aksaklıklar olduğunu gördükleri halde yürütmek için kendilerinden ödün veriyor, tutamayacakları vaatlerde bulunuyorlar. Daha ileri gidip intiharı düşünenler de oluyor. Halbuki bağımlılık duyulmadan yaşanan gerçek sevgi tarafların kendilerinden ödün vermelerini değil, her iki tarafında kendisi olmasını ve birlerini kendileri olarak kabullenmelerini gerektirir. İlişkinizde kendiniz olamıyorsanız ve partnerinizin kendisi olmasına rıza gösteremiyorsanız içinize dönüp düşünün. Gerçekten seviyor musunuz yoksa ilişkiniz bağımlılıklar üzerine mi kurulu? Bağımlılığı sadece aşk ilişkisinde değil etkileşimde bulunduğunuz herkesle yaşayabilirsiniz.  Kişi kendini değersiz görüyorsa neredeyse t&uum... Devamı

Akıl sağlığına zararlı 12 alışkanlık!

2015-01-09 09:31:00

Akıl sağlığına zararlı 12 alışkanlık! Depresyon genellikle sevdiğimiz birinin ölümü, işsiz kalmak, maddi güçlükler gibi bizim kontrolümüzde olmayan faktörler nedeniyle ortaya çıkar. Fakat her gün yapılan küçük değişiklikler ruh halimizi düşündüğümüzden daha çok etkiliyor. Sosyal medya alışkanlıkları, egzersiz rutini ve hatta yürüyüş biçimi bile içinizdeki mutluluğu bir kara delik gibi emiyor olabilir. Mutluluğunuza engel olan bu alışkanlıları değiştirebilirsiniz! Ruh halinizi sabote eden 12 alışkanlık ve bu mutsuzluk verici davranışları değiştirmenin yollarını sizler için araştırdık! 1)Ruh haliniz yürüyüş biçiminizi etkileyebilir. Fakat bu durumun tam tersi de aynı derece de etkili! Davranış Terapisi ve Deneysel Psikoloji Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmaya göre yürüyüş biçiminiz mutluluğunuzu etkileyebilir. Araştırmacılar, çalışmaya katılan kişilerden kollarını fazla kıpırdatmadan, kambur ve omuzlar düşük bir şekilde yürümelerini istiyor. Çalışmanın sonucunda ise dik ve kendinden emin bir şekilde yürüyen kişilerin, kambur yürüyenlere göre daha mutlu ve iyi hisettiği ortaya çıkıyor. Dahası omuzları kambur yürüyen kişiler, yürürken daha çok negatif deneyimleri hatırladıklarını belirtiliyor. Mutlu adımlar için, yürürken çenenizi kaldırın ve omuzlarınızı geriye atın! 2)İnstagramın kraliçeleri dikkat! Psychological Science dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, rastgele bir şeylerin fotoğrafını çekmek, o anları hatırlamanıza engel olabilir. Yapılan araştırmada katılımcılar bir müze turuna götürülüyor ve orada sergilenen objeleri inceleyerek resimlerini çekiyo... Devamı

#DEPRESYON Nedir?

2015-01-09 09:28:00

#DEPRESYON Nedir? Depresyon, tek başına bir duygu değildir. Birçok duygunun sağlıksız kullanımı sonucu oluşan, insan sağlığını tehdit eden bir ruh halidir. Günümüzde Batı tıbbı depresyonu tek başına bir hastalıkmış gibi antidepresan ilaçlarla “tedavi” etmeye çalışıyor. Oysa depresyon, kişinin iç ve dış dünyasındaki uyumsuzluğa karşı gösterdiği doğal ve koruyucu bir tepkidir. Kendisiyle ve doğayla uyum içinde yaşayan “ilkel” toplumlarda depresyona rastlanmaz. Depresyona kapitalist toplum hastalığı da diyebiliriz. Depresyonun tedavisi kişiyi suni yollarla mutlu etmeye çalışmak değildir. Depresyon, mutluluk eksikliğinden kaynaklanmaz. Herkesin bazen yaşadığı moral bozukluğu da değildir. Her insan zaman zaman enerjisinin düştüğünü hissedebilir. Enerji düşüklüğünün ardından canlılık ve enerji yüksekliği gelir. Hatta bu enerji, mani boyutunda olabilir. Ancak gerçek depresyon tüm enerjini emer. Parmağını bile kımıldatmak gelmez içinden. Ne çalışmaya ne çaba göstermeye ilgi duyarsın. Depresyon Enerjinin Bastırılmasıdır. Her insanın fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal boyutu vardır. Bu boyutların sağlıklı olabilmesi için uyumlu ve dengede olması gerekir. Ama günümüz dünyasında beden-ruh, düşünce-duygu ayırımı yapılıyor. Hem- hem yaşamak yerine, ya-ya arasında seçim yapılıyor. Özellikle ruh ve duygular, zihnin ve entelektüel faaliyetlerin baş tacı edildiği dünyada aşağılanıyor ve yok sayılıyor. Depresyon zihinsel veya gelişken olmayan ruhsal boyutun, duygusal ve/veya bedensel boyut üzerinde hakimiyet kurmasından kaynaklanıyor. Eğer aşırı entelektüel ya da ayakları yere basmayan spiritüelsen depresyon neredeyse kaçınılmazdır. Diğer iki boyutun desteğini alamayan zihinsel ve ruhsal boyut kur... Devamı